Daha yakından tanıyın
Ben Pier. Yaklaşık 2 yaşında, kahverengi beyaz tüylerimle kendimi bakan herkese hayran bırakan bir Cocker'ım.
Açıkçası hayatımın planı; güzel bir evde yaşamak, arka koltukta seyahat ederken hafif bir şekerleme yapmak ve arada bana "Ne kadar yakışıklısın." denmesini zarifçe kabul etmekti. Fakat kendimi bir gün önce Maltepe'de sokakta, oradan da bakımevine getirilmiş halde buldum. Doğrusu... oldukça beklenmedik bir gelişmeydi.
Bir süre kaybolmuş olabileceğim düşünüldü. Ben de "Herhalde biri gelip beni alır." diye bekledim. Kimse gelmedi. Bu sırada kısırlaştırıldım, tedavilerim tamamlandı. Bahçede kalabalık bir köpek grubuyla yaşamak benim için kolay olmadı. Belki biri görür umuduyla tellerinden yanından hiç ayrılmadım. Neyse ki bunu fark ettiler ve beni geçici yuvaya götürmek üzere aldılar. Çünkü ben insanların olduğu yerde mutlu olanlardanım.
Veteriner muayenelerinde bile örnek vatandaş gibi davranırım. "Şunu da bir kontrol edelim." dediklerinde itiraz etmek yerine iş birliği yaparım. Tuvaletimi dışarı yapmam gerektiğini zaten biliyorum. (Başlangıçta rutinim oturana kadar kazalar olmayacağı anlamına gelmez.) Arabaya binmeye ise kelimenin tam anlamıyla bayılıyorum. Biraz etrafı izler, sonra arka koltukta kıvrılır ve prenslere yakışır bir uykuya dalarım.
"Otur" derseniz otururum. Güzel gözlerimle sizi takip ederim. Yolda karşılaştığım köpeklerle gereksiz polemiklere girmem; herkes kendi yoluna.
Çocuklarla da çok iyi anlaşırım. Sevgi görmekten, birlikte vakit geçirmekten ve ailenin bir parçası olmaktan büyük keyif alırım.
Kısacası beni eve götürdüğünüz gün, evinizin resmî prensi olurum. Siz "köpek sahiplendik" sanırsınız, ama aslında hayatınıza son derece kibar, uslu, yakışıklı ve zaman zaman hafif ukala bir asilzade taşınmış olur. Bence bu anlaşmadan en karlı çıkan taraf siz olacaksınız.