Daha yakından tanıyın
Merhaba, ben Oslo.Resmi kayıtlara göre 01.01.2025 doğumluyum. Bunun bürokrasinin benim için uygun gördüğü sembolik bir doğum günü olduğunu düşünüyoruz; gerçekte 2-3 yaşlarında, yaklaşık 8 kiloluk bir erkeğim.
Silivri'den bakımevine geldiğimde hayata dair stratejim oldukça netti: Mümkünse kimse beni fark etmesin. Kafesin en arkasında duruyor, insanlardan saklanıyor, köpeklerden saklanıyor, genel olarak varlığımı minimum görünürlükte sürdürmeye çalışıyordum. Benim için bakımevi, "biraz zamana ihtiyacı var" denilip aylarca beklenebilecek bir yer değildi. Çünkü bazı köpekler kalabalığın içinde zamanla açılır; bazılarıysa her geçen gün biraz daha içine kapanır. Ben ikinci gruptaydım. O yüzden beni oradan çıkardılar.
Şimdi gelelim kişiliğime.
Ben genetik piyangodan "özgüvenli, girişken, her ortama akar" kartını çekmemişim. Benim kartımdan tedbir, mesafe ve tehlike anında dekoratif objeye dönüşme yeteneği çıktı. Korktuğumda kaçmak, bağırmak, ortalığı birbirine katmak yerine donarım. Bildiğiniz donarım. Heykel. Biblo. Sekiz kiloluk bir Oslo enstalasyonu.
Bugüne kadar bu yöntem işe yaramış:Hareketsiz durursam belki dünya da bana bulaşmadan geçer.
"Bol ödül mamasıyla hemen açılır" diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Mama motivasyonum düşük. Oyuncak deseniz, hiç yok.
Fakat benim de bir zaafım var. Küçük ve orta boy dişi köpekler.
Hayat bana insan ilişkileri konusunda pek yetenek vermemiş olabilir ama küçük ve orta boy dişi köpekler konusunda son derece netim. Onların yanında rahatlıyor, onları takip ediyor, dünyayı biraz da onların üzerinden anlamlandırıyorum. Dolayısıyla hayalimdeki yuvada sosyal, dengeli bir dişi köpek var.
İnsanlarla ilişkim ise biraz daha seçici.Bir insana bağlanabilirim. Bağlandığımda da onunla güzel bir ilişki kurarım. Ama bunun dışındaki insanlarla tanışmak, sokakta herkes tarafından sevilmek, misafirlerin ortasında sosyal performans sergilemek gibi hedeflerim yok.
Tasma ve kayışla yürüyebiliyorum. Ama benden Caddebostan sahilinde sosyalleşme turu, kafede ona buna sevgi gösterileri influencerlığı, hafta sonu kalabalık köpek buluşmalarına katılım beklemeyin.
Çıkalım, sessiz sakin yürüyelim, eve dönelim.
Ev demişken, iç mimari konusunda da güçlü fikirlerim var.
Koltuğun üstü mü? Eh.
Yatağın üstü mü? Gerek yok.
Sehpanın altı? İşte gayrimenkul.
Yatağın altı? Penthouse.
Kafamın üzerinde bir şey varsa kendimi daha güvende hissediyorum. Dolayısıyla bana dünyanın en pahalı köpek yatağını alıp üç gün sonra sehpanın altında uyurken bulursanız bunu kişisel algılamayın. Ben sadece açık plan mimarinin bana göre olmadığını düşünüyorum.
Evde son derece sessiz ve zahmetsiz bir arkadaşım. Bir şeyleri parçalamam. Uzun süre tuvaletimi tutabilirim. Sürekli eğlence komitesi kurulmasını istemem. Hayatımın anlamını her gün 14 kilometre yürüyerek bulmaya çalışmıyorum.
Benim ideal hayatım daha küçük.Ve belki tam da bu yüzden daha özel. Sakin bir ev. Tahmin edilebilir bir düzen. Bana sürekli "hadi Oslo!" demeyen insanlar. Uyuyabileceğim güvenli köşeler. Ve yanımda dünyayla ilişkileri benden daha iyi olan sosyal bir dişi köpek. Bahçeli ev harika olur ama apartman dairesinde de yaşayabilirim. Benim için mesele metrekare değil; hayatın ne kadar sakin ve güvenli olduğu.
Kedilere zarar vermem. Zaten bunun için önce kedinin yanına yaklaşmam gerekir ki... pek niyetim yok. Kedilerden de korkuyorum. Dolayısıyla "nasıl olsa bir şey yapmıyor" diye kedili bir eve yerleşmem benim açımdan huzurlu bir hayat anlamına gelmez.
Çocuklar da aynı şekilde. Çocuklara zarar vermem ama çocuklarla pek ilişki de kurmam. Bir çocuğun hayalindeki köpek olma ihtimalim oldukça zayıf.
Beni sahiplenen kişinin de şunu bilmesini isterim:Ben birkaç haftada bambaşka bir köpeğe dönüşmeniz için eve götüreceğiniz bir proje değilim.
Belki zamanla daha cesur olacağım.
Belki bazı korkularım azalacak.
Belki dünyam büyüyecek.
Ama beni sevmek için bunların hiçbirinin gerçekleşmesi gerekmiyor. Çünkü açıkcası gerçekleşmeyebilir.
Benim ihtiyacım beni "düzeltmek" isteyen biri değil; beni okuyabilen, sınırlarıma saygı duyan ve küçük dünyamı kendi hızımda genişletmeme izin veren biri.
Karşılığında evinizi dağıtmayacağım, hayatınızı ele geçirmeyeceğim ve her gelen misafirin kucağına çıkmayacağım.
Ben Oslo. 8 kiloyum, sosyal pilim yüzde 12, küçük dişi köpeklere karşı zaafım var ve insanlarla networking yapmaktan hoşlanmıyorum .
Eğer evinizde hayatı bana biraz anlatabilecek iyi kalpli bir dişi köpek ve beni olduğum halimle sevecek sakin insanlar varsa, tanışabiliriz.
Ama mümkünse hepiniz aynı anda üzerime doğru yürümeyin.
Teşekkürler.